Ana SayfaHaberlerTüm HaberlerCizre'den bir öğretmen: Aynı...

Cizre’den bir öğretmen: Aynı göğün altındayız unutmayın

Google Haberler'de takip et!

Cizre’de öğretmenlik yapan Karadenizli bir öğretmen Gündem Çocuk Derneği’ne gönderdiği mektupla yaşananları anlattı.

Birçok şehir merkezinde devam eden sokağa çıkma yasaklarıyla devam eden çatışmaların arasında yaşananları Cizre‘de öğretmenlik yapan Karadenizli bir öğretmen Gündem Çocuk Derneği’ne gönderdiği mektupla gözler önüne serdi. 17 Aralık’ta gundemcocuk.org’da yayınlanan mektup şöyle:

 

“Hocam havalar güzelleşsin burada çok güzel bir yer var oraya pikniğe gideriz”, “Hocam haftaya okul maçı var dua edin, siz de seyredeceksiniz değil mi?”, “Annem bir güzel tandır ekmeği yapar hocam daha önce öylesini yemediniz vallahi”, “Ben de sizin gibi öğretmen olacağım”… Şimdi bu sözlerden eser kalmadı. Her şeye inat öğrencilerimizin kurduğu hayallerin yerini büyük bir boşluk ve çaresizlik aldı. “Hocam neden bırakıp gittiler bizi?”, “Hakkınızı helal edin hocam, burada çok gürültü var, bizim mahalledeler”, “Hayır hiçbir şey güzel olmayacak artık”, “Keşke bize gelseydiniz hocam, bir şeye ihtiyacınız var mı? Söyleyin hocam Allah aşkına ne isterseniz biz buradayız”…

Eğer gençlerin hayallerini elinden alırsanız, yarınlardan bahsedemezsiniz. Bir gençlik düşünün ki, her sabah acaba bugün de sokağa çıkma yasağı olur mu diye düşünsün, her akşam silah/bomba sesleriyle uykuya dalsın, her an ortalığın karışacağını bilsin, daha bu gencecik yaşında ölümün her türlüsüyle yüzleşmiş olsun.

Bugün 17 Aralık 2015. Patlama ve silah sesleri iki gündür devam ediyor. Elektrik yok. Geleceğe de benzemiyor. İletişim uzun süre sağlanabilir mi onu da bilmiyorum. Hayatım boyunca hiç bu kadar silah sesi duymadım. Gördüğüm tek silah oyuncak su tabancasıydı. Hayır, burada doğmadım. Kürtçe bilmiyordum, halay çekebildiğim de söylenemez. Daha önce Güneydoğuya da hiç gelmemiştim. Bazı durumları anlayabilmeniz için aynı dili konuşmanıza bile gerek yok. Ben Karadenizliyim, arkadaşım İç Anadolu’dan, bir diğeri Akdeniz, Ege kısacası Anadolu’nun her yerinden geldik ve Cizre’deyiz. Öğrencilerimizi, komşularımızı, mahalleden arkadaşlarımızı, her gün okula giderken şakalaştığımız çocukları bırakma gibi bir niyetimiz yok. Her şeyi beraberce göğüsleyeceğiz. Umudumuzu kaybetmemek için çok uğraşıyoruz ama sürekli yaralı ve ölü haberleri geliyor. İlk defa haberlerin yalan çıkması için can atıyoruz. Sesler kadar sessizlik de korkutuyor. Her bomba atışlarında, seslerin geldiği mahalledeki öğrencilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Aynı anda onlar da bize haber verme telaşına giriyorlar. İki dakika geç haber alsak… Hissettiklerimizi anlatacak kelimeler bulamıyorum. Şunu bilin ki o bombalar, bize atılıyor; gençlere, çocuklara, hayallere, ümitlere ve yaşama dair olan her şeye…

Yasak öncesinde öğretmenlere gönderilen mesaj hangi zihniyetin ürünüydü bilmiyorum, fakat bir saat içinde güzelim Cizre’yi kıyamet filmlerinden birine çevirdi. Birçok kişi sofradan kalkıp bir çantayla evini terk etti. Öyle bir telaş vardı ki, hiç kimse neler oluyor, niye gidelim, biz gidersek ardakalanlara ne olacak diye sormayı bile akıl edemedi. Sadece öğretmenler değil buralı insanlardan da gidenler oldu çaresizce. Yine de hiç kimseyi suçlamamak gerek, öncelikler ve fikirler farklıdır. Tercihler sorgulanmamalı. Vicdanlara bırakılmalı her şey. Fakat şöyle bir gerçek de var ki, eğer birlik olabilseydik, tek vücut, tek yürek o zaman şimdi yaşananlar çok daha farklı olabilirdi. Birçok arkadaşımızla görüşüyoruz, kalpleri bizimle, Cizre’yle. Gittikleri yerden ellerinden gelenleri yapıyorlar, fakat diğerleri… Elimizden ne gelir demeyin, hiçbir şey yapamıyorsanız dua edin. Anlamaya çalışın, anlatın, sorgulayın. Hiçbir ideolojide haklı yeri yoktur bu yaşanılanların. Çocuklar rahat ve mutlu uyumadıkça geri kalan dünyada hiçbir şey yolunda gitmeyecek, gitmesin de zaten! Bizi kendi ucuz şımarıklıklarımız, açgözlülüklerimiz, bencilliklerimiz, biz olamayışımız, ötekilerimiz, güç istencimiz, gereksiz yarışlarımız ve nefretlerimiz yenecek ve bizden geriye ruhsuz cesetler kalacak.

Nefret söylemlerine devam eden kana susamışlar, çok merak ediyorum acaba küçükken hiç kimse başınızı okşamadı mı? Hiç çocuk olmadınız mı? Hayal kurmadınız mı? Keşke bir gün bile olsa Cizre’ye gelebilseydiniz, öğrencilerimizin, insanlarımızın güzel kalplerini görebilseydiniz. Belki o zaman içinize akacak olan sevgi, nefretinizi temizleyebilirdi.

21. Yüzyılın en ölümcül hastalığıyla karşı karşıyayız şu anda; faşizm. Tedavisi için de öyle milyarlar harcamaya gerek yok. Biraz soru soralım, empati kuralım, düşünelim ve harekete geçelim yeter. Susmayın. Dur deyin. Şimdi, hemen yapın bunu. Sonra çok geç olabilir.

Aynı göğün altındayız unutmayın.

Her şeye rağmen sevgiyle kalın…

Cizre’de bir öğretmen”

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Daha önce hiç görmediğiniz 11 ilginç kütüphane

Kitap okumak toplumlarda yerleşmesi zor bir alışkanlıktır. Gelişmekte olan toplumlar kitap...

Dünyanın en çok Bitcoin sahibi 10 hesap

Bitcoin'in yaratıcısı Satoshi Nakamoto'dan Grayscale'e, ABD Hükümetinden Winklevoss İkizleri'ne, en çok...

8 maddeyle Arabeskin nadide sanatçılarından ‘akımları’ öğrenelim

Köyden kente göçün 'zorunlu' bir sonucu olarak değerlendirilebilecek müziğimizdeki arabesk meselesi, toplumumuzda...

Dedikodu üzerine söylenmiş 15 acımasız söz

Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan...

Tartışı-Yorum

Zülfü Livaneli: Türkiye’de faşizmin klasik sacayağı kuruldu

Zülfü Livaneli, Diken'de yer alan "Türk Faşizminin niteliksel dönüşümü" başlıklı yazısında yaşanan son gelişmeleri ve devam eden savaşı yazdı. Tarihten beri Türkiye'de faşizmin klasik faşizmden farklı olduğunu belirten Livaneli,...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz...

Marksist ve sosyalist bir siyasetçi olarak Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te direne direne ölümünün ardından değişik yönleriyle tanıtıldı. Romancılığı, hikâyeciliği, şairliği, gazeteciliği, doğaya olan tutkunluğu, insana olan aşkı, neşeli kişiliği onu tanıyanlar tarafından anlatıldı. Ancak...