Ana SayfaHaberlerYaşamHES şirketi, Kulp Çayı'nı...
Google Haberler'de takip et!

Kulp Çayı üzerinde 2009’da devreye alınan ve Yıldızlar Grup tarafından işletilen bir hidroelektrik santrali (HES) ciddi çevresel tahribata yol açıyor. Bölge halkı haziran, temmuz ve ağustos aylarında barajdan doğaya bırakılması gereken suyun şirket tarafından elektrik üretimi amacıyla tutulduğunu, bu sebeple Kulp Çayı’ndaki su akışının neredeyse tamamen durma noktasına geldiğini ifade etti.

Suyun kesilmesiyle birlikte çayın birçok noktasında kurak bir görüntü oluştu, su seviyesinin düşmesi nedeniyle toplu balık ölümleri yaşandı. Bölge halkı “Şirketin ekonomik çıkarları uğruna doğa yok ediliyor. Yetkililer seyirci kalıyor” diyerek ekolojik tahribatın durdurulması çağrısı yaptı.

Konuya ilişkin meclise araştırma önergesi veren DEM Parti Milletvekili Serhat Eren, “Bu olay bölgede ilk defa yaşanan bir durum değildir. Örneğin 2021 yazında da kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle su seviyesi azalan Kulp Çayı, HES’in faaliyetiyle birlikte tamamen kurumuş ve binlerce balığın ölümü gerçekleşmiştir. Yıllardır devam eden bu sorun karşısında, yerel halkın iddiasına göre yetkililer etkili bir önlem almamış ve yaşanan tahribat her yıl büyüyerek devam etmiştir” ifadelerini kullandı.

“Bilindiği üzere mevzuata göre HES işletmecileri, nehir ekosisteminin devamlılığını sağlamak için dere yatağına “can suyu” adı verilen asgari suyu bırakmakla yükümlüdür” hatırlatmasında bulunan Eren, dereye salınacak can suyu miktarının da HES projesine esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az yüzde onu olması gerektiğini vurguladı.

HES işletmecisi Yıldızlar Enerji A.Ş. ise iddiaları reddediyor. Şirket, suyun kâr amaçlı tutulduğu iddiasının “kesinlikle doğru olmadığını” öne sürerek yaklaşık 15 yıldır EPDK lisansı ve çevre mevzuatına uygun şekilde dereye düzenli olarak can suyu bıraktığını savunuyor.

Bölge halkının gözlemleri ile şirketin açıklaması arasındaki çelişkiye dikkat çeken Eren, “Bu keskin çelişki konunun derinlemesine araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. HES işletmecisinin yasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, getirmediyse neden denetlenmediği; eğer şirketin iddia ettiği gibi esas sorun kuraklık ve izinsiz su kullanımıysa, bu durumun neden engellenemediği ve ekosistemin korunması için ne gibi tedbirler alındığı belirsizliğini korumaktadır. Sonuç olarak Kulp Çayı’nda yaşam alanı yok olan balıklar ve zarar gören dere ekosistemi, ilgili kamu otoritelerinin hem şirketi hem de su kullanımını denetleme konusundaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır” dedi.

Evrensel’de yer alan haberde, Eren ayrıca Kulp Çayı’nın kurutulması hakkında Tarım Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çevre Bakanlığının yanıtlaması istemiyle soru önergesi de verdi.

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

En iyi 18 felsefi film!

Sinematopya'nın derlediği en iyi 18 felsefi filmi sizlere sunmak istedik.   1. Rope...

7 maddede mutfağınızdaki doğal antibiyotikler

Press Haber - Havaların soğumasıyla birlikte artan grip ve soğuk algınlığından...

20 maddeyle Finlandiya eğitim sistemi

Finlandiya eğitim sistemi, dünya ülkeleri arasında en saygın eğitim sistemi olarak...

SİYAD’ın seçimiyle 100 yılın en iyi 10 filmi

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) 47. SİYAD Ödülleri 11 Mart'ta düzenlediği törenle...

Tartışı-Yorum

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz...

Fikirsiz fikir sahipleri

Mehmet Uzun* - Tartışı-Yorum “Ustalık” dönemiyle kendini belli eden otokratik yönetimin neşter vurduğu sahalardan biride hiç şüpehiz akademi olmuştur. Ülkemiz üniversitelerinde öteden beri endişe verici düzeyde olan bilimsel kaygı yerini...