Ana SayfaTartışı-YorumNe garip bir muamma...
Google Haberler'de takip et!

Ne garip bir muamma “Ene”. İnsanı daha süslü yapan bir ziynetmi yoksa defektimi? İster doğal seleksiyona inanın ister tecelliyata, kabul edersiniz iç dünyamızda ruhumuzu yoğuran bu aletin bir faydası/anlamı olması gerekiyor. Sorum her iki gruba;

 

Eyy Neodarwinistler siz değilmisiniz canlıyı daha iyi bir model haline getirmeyecek donanımlara kapılar kapalı. Şayet öyle ise “Ene” 4.5 milyar yılllık “insanlaşma serüvenimizin” hangi döneminde bizi doğaya selekte ettirdi? Nerde gurur yaptıkda hayatta kaldık? Bu sorular hâlâ tartışmalı olan evrim hipotezi için henüz saha dışı. Evrim insanın biyolojik tabiatını şöyle ya da böyle açıklayabilse dahi onun düşünsel varlığını asla açıklayamacaktır. Evrim’in en hazin handikapı ensesinde nefesini hissettiği ruh’un kaçınılmaz varlığını kabulüdür.

 

Peki ya siz eyy inananlar; çelik tasa konulsa eritebilecek kadar “maraz” olan bir haslet neden insanın iç dinamiğine eklenmiş? Siz değilmisiniz “İnsan Allah’ın büyüklüğü karşısındaki kendi küçüklüğüyle onun huzurunda saygı ile durup gözünü hep rıza-ı ilahiye dikmeli” diyen. Bu “sıfırlandıkça kazan” yaklaşımıdır. Yani, insan “ben”i unutup, kendi üstüne çizgi çekip “sıfırım” dediği zaman kazanma potasına giriyor diyorsunuz. Ancak “ene”nin varlığı kişisel vücudiyeti gerektirir. Yani “ben”in kabulünü zorunlu hale getirir. Dolayısıyla insan kendi alanının sınırlarını çizip buraya kadar benim buradan sonrası yaratıcının diyerek “huzura” gelir. Halbuki inananlar teknik olarak mümkün olmayan “sıfırlanma”nın peşinde koşarlar. Sıra söyleyeceklerimde;

 

Çağ onun çağı şüphesiz. İhtiyaç sahibine yardım ederken selfi (özçekim) çekip sosyal medyada paylaşan gösteriş müptelaları ile altın günlerini yaşıyor. Ene’nin meltemine kapıldı mı kurtulmak da o kadar kolay değil. Dinamikleri ile oynadığı aklı dışarıya açmak, ikna etmek imkansız çünkü bu “maraz”ın bünyedeki ilk icraatı; bildiğini en doğru bellemek, muhalif fikirleri reddetmek ve gözü içe dönmüş düşünmeyen zombiler üretmek.

 

Ene, gurur, kibir hepsi aynı zakkumun meyvesi. Cennette yenen yasak meyve’den bile daha zehirli, daha tehlikeli. Yasak meyvenin tohumu toprağa yeniden varlık olarak, insanlık olarak düştü ancak bu meyvenin tohumu varolma mücadelesinde insanı yokluğa hapsediyor. Beynine kan değilde ene pompalayan insanın kendi mahkemesi vardır, hakikati eğip büktüğü. Ne hukuka ihtiyacı vardır ne adalete, ne hakka riayet eder ne hakikate iltica. Çok sürmez, despotluğa dolidizgin koşar böylesi. Karartır tarihin sayfalarını.

 

Kudretinin arttığını düşündükçe küçülür. Hayat hakkını vermez farklı renklere. İster ki, her yer kendi gibi kararsın, ister ki güneş doğmasın. Dolayısıyla saldırır hukuka ve ifade özgürlüğüne olanca gücüyle. Çünkü iyi bilir bunlardır kendini demir tahtan alacak olan, bunlardır ona insani küçüklüğünü hatırlatan.

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Avuç içi kadar mutluluk veren özel resimler!

Rus Sanatçı  Svetlana Kolosova tarafından avuçlara yapılan resimlerden olan çalışmalar büyük...

Her sosyal bilimcinin okuması gereken 10 akademik kitap

Akademi dünyasına adım atmak isteyen her öğrencinin yapması gereken ilk işlerden...

Çare sosyalizm diyen en zengin yoldaşımız Bill Gates’e Twitter’dan yorumlar

Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in çare sosyalizm açıklamasından sonra, Twitter'dan da birçok...

Türkiye siyasal hayatında kapatılan Kürt partileri

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanlarının tutuklanmasıyla...

Tartışı-Yorum

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi...

Şiddete Davet

Rıza Yalçın Koçak Tamam, ölümün dondurucu ayazını buz kesme tehlikesine rağmen düşürmeyelim dilimizden. Kan kokusunun karşısına dikiverelim baharın buğusunu. Envai çeşit çiçekten, yağmuru çekiverince içine buram buram eden topraktan ilham...

Antonio Gramsci’nin 1916’da yazdığı “Ermeni sorunu üzerine” adlı makalesi

Tartışı-Yorum / Antonio Gramsci Bu yazı Antonio Gramsci’nin gençlik yıllarında yazdığı ve 11 Mart 1916’da Il Grido del Popolo’da (Halkın Çığlığı) yayımlanmış "Ermeni sorunu üzerine" makalesinin tam metninidir.Hep aynı hikâye....